20090609

~Uyandırılmak

Sanırım dünyada daha iğrenç bir eylem daha yok. (varsa bile o da uyanmaktır sanırım) Mutlaka 'uykunun en tatlı yeri'dir, mutlaka rüyanın can alıcı noktasına gelinmiştir, derken reklama girer gibi uyandırılırsınız. Ancak o reklam asla bitmez. Stephen King kitapları gibi, sonsuz kalıverir ve siz de bütün gün beyninizi yersiniz.

Uyandırılmak bir kaç şekilde olur. Bir tanesi, yanınızda yatan kişinin sizden erken kalkması, üstüne de yerinde duramaması sonucu gerçekleşir. Sağa döner, sola döner, gider gazete alır gelir (ki bu kısmı annemden biliyorum)(ve evet annemle yatmaya bayılırım.)(tabi onu görebildiğim o ender zamanlarda)(nokta) ve yanınızda hışırdamaya başlar. Durmaz. Uyanırsınız, küfredersiniz.

Diğeri, siz akşamlara kadar uyumak isteği içindeyken, çizgi film peşinde koşan küçük çocuktur. Tom ve Jerry'nin ruhunu evde yaşatır, bütün "bilmem ne savaşçıları"nı ve ben10'i eve doldurur. Uyanırsınız, hem dublaj sanatçılarına, hem de pek sevgili çocuğa küfredersiniz.

Ve bir de self-destruct yöntemi var tabi. Alarm. *türk filmlerinde sıkça duyulan dehşet efekti gelecek buraya.* Erken kalkmak zorunda olduğunuz o lanet günlerde, ki muhtemelen hafta içi her gün olur bu, en büyük kabustur. Öncelikle alarm sesi seçmek, başlı başına bir işkencedir. Sevdiğiniz şarkıyı seçerseniz, bir kaç güne kalmaz nefret edersiniz ondan. Sevmediğiniz bir şarkıyı seçerseniz, güne dünyanın en asabi insanı olarak başlarsınız. Kısık sesliyse uyanamazsınız, ancak yüksek sesliyse de sıçrarsınız.

Şimdi anlatacağım yöntem, sanırım en fenası. Telefon çalmasıyla uyanmak. Öncelikle, "top atsan uyanmam" türünden bir insansanız, tebrik ediyorum efendim. Ancak, "top atsan uyanmam, ama telefon sesine karşı koyamıyorum lan" insanıysanız, bendensiniz. Şimdi diyeceksin ki, sesini kıs. Çoğu zaman öyle olmakla birlikte, kısamayacağınız zamanlar da oluyor efendim. Mesela kuzeninize/kardeşinize bebek bakıcılığı yapıyorsanız, ya da annenizin deliye dönmüş şekilde üstünüze saldırmasını istemiyorsanız, telefonun sesini huzurla kısabilirsiniz.

Bu şekilde uyandırılmak bir sınav gibidir. Karşı taraf çok değer verdiğiniz biriyse(sevgili, alıngan arkadaşlardan biri ya da bir aile büyüğü) veya bağıramayacağınız biriyse, (patron ya da benim durumumda özel öğretmen) önce beyninizin kendine gelmesini bekleyeceksiniz. Elinizi bulacaksınız, ki uykuluyken bu çok zor oluyor, ve telefonu açacaksınız. Durumu idare edene kadar konuşun, kapattıktan sonra istediğiniz kadar küfredebilirsiniz!

Ancak işin acı tarafı şu ki sevgili okuyucu, bir kere uyandırıldıktan sonra o uykudan bir daha yarar gelmiyor. Olan sizin gününüze oluyor.

Bol uykulu günler diliyorum.

1 yorum:

Calengil dedi ki...

...
Ve yaşam, bize hiç aldırmadan...
Nasıl da, devam ediyordu! :P